Z. Livaneli : Halil İnalcık’ın verdiği önemli ders

Kutup               Birkaç gündür büyük bir zevkle “Halil İnalcık Kitabını okuyorum. Emine Çaykara çok güzel bir iş yapmış ve hocaların hocası Halil Bey’i günlerce konuşturmuş. İlginç soruların cevaplarını almış ve sonunda “Tarihçilerin Kutbu-Halil İnalcık Kitabı” adıyla yayınlamış. Kitabı okuduğunuz zaman Halil hocanın engin bilgisine, her bilgili insanın takındığı alçakgönüllü tavrına, geçmişin ışığında bugünü değerlendirme kapasitesine bir kez daha hayran kalıyorsunuz. Bence hocanın bütün bu özellikleri taçlandıran çok önemli bir tarafı daha var: Makul oluşu, her şeyi aklın ve sağduyunun süzgecinden geçirme alışkanlığı. Bu özellik sanki herkeste bulunurmuş gibi gelir ama aslında çok az rastlanan bir meziyettir. İnsanlar (tarihçi bile olsalar) ideolojik, milli, etnik, dini sebeplerle gerçeği çarpıtmaya, aşırı yorumlar yüklemeye çok meraklıdırlar. Bazıları da sadece ilgi çekme merakından yapar bu aşırılaştırmaları. Ama Halil İnalcık, radyoda doğru istasyonu arayan bir ibre gibi sürekli araştırıyor, üzerinde çalıştığı konunun hem sağını hem solunu, hem geçmişini, hem geleceğini görüyor ve bulduklarını da müthiş bir bilim namusuyla eğip bükmeden, kimseye yaranmaya çalışmadan söylüyor. Bence bilimsel yeterliliği yanında onu dünya açısından son derece önemli ve vazgeçilmez kılan da bu. Halil hoca bugün kamplara ayrılmış olan Türk aydınının ideolojik nedenlerle gerçeği eğip bükmesi eğilimi karşısında büyük bir bilimsel namus anıtı olarak duruyor. Yeri geliyor Osmanlı’yı savunuyor, yabancı tarihçilerin tek taraflı tutumlarını yerle bir ediyor; ama yeri geliyor Fatih’in annesinin Hıristiyan oluşunu, zalim ve kusurlu padişahları, sarayda pek sık görülen eşcinsellik, içki ve afyon alışkanlığını belirtmekten de geri durmuyor. Ve bütün bunların o dönemin ahlâk anlayışına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Gelelim en can alıcı konuya: Halil İnalcık dünyanın önünde eğildiği tarih bilinciyle, bugünün Türkiye’sinin tehlikede olduğunu söylüyor. Geçmişte olanların aynen tekrarlandığını ve o gün bizi nasıl parçaladılarsa, bugün de aynı şekilde parçalamakta olduklarını belirtiyor. Eğer bunu Halil İnalcık çapında objektif bir bilim adamı açıkça söylüyorsa, demek ki ortada çok ciddi bir durum var. Özellikle liberal aydınların bu kitabı, satırların altını çizerek okumaları gerektiği kanısındayım. Çünkü tanının sahibi, ideolojik yaklaşımlarla dün şöyle bugün böyle konuşan bir politikacı ya da kendini körü körüne bir kampa kaptırmış birisi değil. Belge, metot ve mantık insanı. Kitabı okuduğunuz zaman tozlu arşivlerde sararmış birer kağıda dönmüş olan belgelerin dile geldiğini, canlandığını görüyorsunuz. Ve canlanan belgeler bize bir tek şeyi söylüyor: Olanı biteni bu kadar kolay ve üstünkörü kavramaya çalışmayın; Türkiye tehlikededir, aklınızı başınıza alın! İşte belki de değerli profesörün verdiği en önemli ders bu. (Vatan Gazetesi 04.11.2005) * “Tarihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı”