Varlık Özmenek

Tarihin Soru İşaretleriyle Dansı

ANKARA- Biliyorum iç karartısı tarih günleri yaşanıyor…
İçinize kırıklanan /çöreklenen beyaz cam… İçinizde derinlenen otuz yıllık “Büyük Soygun”un net 12 Eylül’sel “birinci kuvvet”gaz birikimi…
İçinizi kemiren yiyen kurtlar kanyonu!..
Sessiz büyük -ezilmiş- çoğunluk okuyucu denizi… Bu denizin üstünde 12 Eylül rüzgarlı kara korsanlı kara yelkenlileri ve bilinmeyen bir geleceğe tutsak -onlar hep aklımda da, sıra ve içim zor geliyor onlardan bahsetmeye- sendikasız, umarsız, zincirleme halhal’lı kürek mahkumları… basın/medya emekçileri…
– Kaptan su kayağını seviyor ya! Kayacak.
– Dayan kürekçi! Çek! Çek! Çek!.. Asıl küreğe, çek!!!
Ya da modern sanal global/emperyal medya oyunu: Helikopter ip merdivenine belden bağlı… kaptan sörf yapacak ya:
– Ayağının (türabı-tozu toprağı) kayağı Ol! Ol! Ol!!!
– …!!!
Kurtlar kanyonu bir de karikatürler uçuşmakta!!!
İnsanlığın yer çekiminden çıkma havai fişeklerini fazlasıyla kullanan bir mesleğin hangi enginliklerine?…
İç limandan bakalım isterseniz “birinci kuvvet” medyadan.
Gündem: Derin karıştırıcı ile fır-fır’lanan, girdaplanan bir olup bit(mey)enler köpüklenmeleri…
Elli-altmış yıllık siyasal gündem; ‘kısır döngü’ ile açıklanmağa yetmiyor: bozuk da yetersiz kalıyor: Paramedyatik! (Buluş sayılırsa, ne işe yarar bilemiyorum ama bendenize ait)
– Çürük döngü! Çürük döngüsel… Pet!
(Alt yapısı örtülü ödenek / Üst yapısı örtülü düzenek: Made in Turkey ekonomi-sosyal tarihsel döngüsel çürüntü. Örtülü çürüntü…)
*** *** ***

Bırakın…
Ayırın gözünüzü, çekin içinize doğru gelin… (İçinize dönün, demiyorum!)
İç karartmalarınızın bir perdesini çekiştirin, yakın ay ışığınızı…
– Yansın!
… Göz nuru bir tarih sim işlemesi dolsun içinize.
Buna zira Türkiye insanlığının ihtiyacı acil olmalı… Hele bugünlerde.
Ne diyeceğim:
– Tarihin soru işaretleriyle ay ışığı dansı

Büyük bir müzik yaratıcısının sonatından esinlendiğimi tahmin edersiniz. Bununla birlikte olmazsa olmaz; eşsiz Dede Ef.-Rast “Yine bir gül nihal aldı bu gönlümü” valsiyle sentez… (Bilgisayar yazımında şapka olmadığından konduramıyorum bazı harflerin kafasına, tahmin ediyorsunuz.)
*** *** ***
Yeni çıkan kitap raflarından…
– Çekin!
Hiç sevmem; ‘ben bugünlerde şu kitabı okudum, siz de alın okuyun’ demeyi ama, bu kitap için ne diyeceğim:
– Okunmazsa yazık olur.
Hayır, biraz gevşek oldu. Doğrusu:
– Okunmazsa olmaz!..
Sorulmazsa, sorgulanmazsa hiç olmaz!…
İyi kitap, insan aklında ve yüreğinde insanca şeyler uyandıran, aklınızı ve de yüreğinizi yine öylecene uykusundan oynatan hayat kaplamalı sayfalardır… Hayatın cevherini içinde taşıyan (?’ni ) soru işaretini aklınızda ve de gönlünüzde oynatan kitaptır kısacası; iyi kitap. İçtenlikle söylüyorum merak ediyorum; siz daha iyi biliyorsunuzdur, bir yana yazın bunu. Sonra da okuduysanız bir daha okuyunuz.
Bilmiyorum yeteri kadar -çocuklukta öyle yapardık- ensenizden ısırganlı ot atıp iyice batıp kaşındırması için- sırtınızı güle oynaya ama kesinlikle çocuksu sıvazlayabildim mi?
Bu kitap okunmakla kalmayıp, izleyiciyi soru işaretleriyle ‘beyaz cam’da dansettiren nitelikte sinematografik bir belgeselliğe ve evrenselliğe kavuşturulabilse, keşke… (Şu ‘para’ yok mu? Körolsun!)
Zira iyi kitap; bir de, okuyucusuna ‘keşke ben de yazsam, yaşasam’ dedirten kitaptır; özcesi; insanda insanlığına doğru yolculuğunda insanca bir dün-bugün-yarın gezinti metodoloji duygusu, romansı yaratan kitaptır.
*** *** ***

Bu bir…
“tarihçilerin kutbu”, “Halil İnalcık Kitabı”dır.(*)
614 sayfalık: tarihin ayışığında soru işaretleriyle dansı, demek isteyişim bu kitap yüzünden…
Ama vakit kaybetmeden, bu kitabın soru işaretleri koreografını da seslendirmem gerekiyor:
Kapaktan okuyorum: “Söyleşi: Emine Çaykara”
Koreograf ‘baleyi oluşturan adımları ve figürleri bulan ve düzenleyen sanatçı’ demek ise Emine (Çankaya, denilmiş yanlışlıkla 2’nci sayfadaki tanıtım satırlarında) Çaykara; bu kitabın sorularını oluşturan adımları ve figürleri bulan ve düzenleyen yoğun emek-değer fikir sanatçısı.
Bakın ‘Önsöz’e nasıl başlıyor:
“Herşeyi sormak istedim. Tarihte ne yaşanmışsa her şeyi…”

Soru işaretleri başlamadı mı uçuşmaya???
Ve ‘Önsöz’ün son cümlesi:
“Uluslararası bilim endekslerinde Türkiye’nin yüzünü güldüren sayılı hocalardan Prof. Halil İnalcık’ı umarım bu kitapta size layığıyla aktarabilmişimdir.”
Ne geldi aklıma: “Alim gülerse alem güler” diyesim…
Bir soru-cevap konçertosu eşliğinde tarih seyyahlığı diyeceğim.
Ayışığı gittiğinde karartmalı gökyüzünüze yıldızlar kadar çok ve mübarek soru işaretleri doluyorsa… ve evrenseli düşündürtüyorsa, Emine Çaykara’ya da siz bir şeyler söyleyin artık… Müzikte solfej, bu kitapta:
– Sorfej!..
*** *** ***
Türkiye’nin yakın tarihi; karartı, kızartı ve morartı ötesi ve dünyanın gözü önünde kayıp ve kanrevan iken… Hele hele de bugünlerinde;
“Türkiye’nin yüzünü güldüren sayılı hocalardan (bir) İnalcık…”a sahip olmak duygusuyla birlikte, tarihin yolsuzluklarına / karakol’larına düşen ipekyol’larını aramak, bulmak, çıkarmak ve kozmik yollara koyulmak umudu yorgun olsa bile kendini farkettiriyor; hatta yaşamsal olmalı dedirtiyor, şöyle ki:

“Dil ve kültür yozlaşması, bugün Türk toplumunu kültür açısından bunalıma sokmuştur doğru. Dünya görüşü itibariyle iki kampa ayrılmışız. Sosyal-siyasi hükümlerimiz, değerlendirmelerimiz tamamen farklı; yalnız sosyal-siyasi konularda değil, kültür bahsinde de tam bir zıddiyet-karşıtlık içindeyiz, o kendini kesin haklı buluyor, siz de. Samuel Huntington bu gibi toplumları bölünmüş, parçalanmış olarak niteliyor; misal olarak birincisi Türkiye, ikincisi Rusya’yı örnek gösteriyor” diyor “tarihin kutbu” İnalcık Hoca. (s.424)

İnalcık’ın tarih ile özdeşleşen bilim emeği önünde dünya tarihçiliği saygı ile şapka çıkarırken, sanıyorum onun bu evrensel emeği ekseninde, -biliyorum çok sorunlu ama- Türkiye’nin zorunlu bir bilge ortak/eksen vicdan kimliği oluşabilir…
Bunu ancak, kitabın romansı umman’ından soru işaretleri avcılığıyla çekip çıkartabilirsiniz. Trolle değil, dinamitle asla! Ancak insani soru işaretlerinizle…
90 yaşındaki bu yorulmasız anıt emek; Çaykara’nın yeni döneme ilişkin bir sorusunu yanıtlarken;
“…yeni işlevsel bir sentez buradan çıkar mı çıkmaz mı, belli değil” (s.377) diyor. Yürek de cızz! ediyor.
Bence, yeni dönem için; olmazsa olmaz, ortak vicdani eksenli bir zorunluluk, derim. Biliyorum iç dinamik?.. Andıç!
Ortalık nasyonal ve global: Ünlem!!!

Tarihin soru işaretleri ay ışığında dans ederken…
——————————————
(*) “Tarihçilerin Kutbu” “Halil İnalcık Kitabı”, Söyleşi: Emine Çaykara, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Birinci Basım Ekim 2005

Inalcik